Bir Festival Tarihi...
Şimdi sizin “Ankara Caz Festivali” diye rahatlıkla söyleyiverdiğiniz festival öyle kolay kolay dünyaya gelmedi! 1995 yılında Ankara Caz Derneği’nin kurulmasının ardından, canlı caz dinleme ihtiyacının birlikte yapılabilmesinin ve bunun için Istanbul’a gitmenin gerekmediği düşünüldü, birlikte böyle bir hayalin gerçekleştirilebileceği varsayımından yola çıkıldı. Yol, uzun ve dikenli bir yoldu.. Sonradan anlaşıldı ki Istanbul’a gitmek çok daha kolaydı, ama daha az adrenalinliydi!
Bir gün “neden olmasın?” dedim ve ODTÜ’nün o zaman Kültür Müdürü olan sevgili Tüzün Denli’ye gittim ve “Hocam, Caz Günleri’ni ODTÜ’de yapmak istiyorum” dedim. O da nasıl yaptıysa Rektörlüğü ikna etti. Hummalı bir çalışma ve heyecanla karışık çetrefilli günler geçirildi. Sonunda caz derneği yakınları, eş ve dost sayesinde bütçe denkleştirildi ve mimarlık amfisi ile o günlerde inşaatı sürmekte olan Kültür Kongre Merkezi A Salonunda etkinlikler başladı.
A Salonunda ilk KKM etkinliği olan Neşet Ruacan Konseri’ne 30 bilet satıldı ve müthiş sevinildi. Dernek üyelerinin yoğun çabaları, KKM yöneticisi sevgili Elif Ongun Akın’ın ve ekibinin canla başla çalışmaları sonucunda ODTÜ’nün şanına yakışır bir Caz Günleri yapıldı.
O zamanlar şimdiki gibi süper LEO elemanlarımız olmadığından, Ankara Caz Derneği gönüllüleri afişleri asıp, elde hazırlanmış biletleri satıp her işe koştururlardı. (İnanmayacaksınız ama daha Biletix doğmamıştı!) Bu koşturmacalar arasında nice derin arkadaşlıklar, dostluklar gelişti, hatta evlilikler bile oldu o ilk caz günlerinin ardındanJ
Aynı anda hem müzisyenin sahne ihtiyaçlarını karşılayıp hem de kapıda bilet satmaya kadar tüm aktiviteleri nasıl yapabiliyorduk, anımsamıyorum. Gençlik besbelli... Ama konser bitip de seyirciler sanatçıları ayakta alkışlıyorlardı ya, o alkışlardan biz de kendimize epey bir pay çıkartıyorduk. Sanırım o da bizim ekmeğimiz suyumuz oluyordu.
ODTÜ Caz Günleri, 5 sene sonra “halk arasında” söylene söylene Ankara Caz Festivali adını aldı. Yani adının bile konması için 5 sene geçmesi gerekti! Festival her geçen sene büyüdü, uluslararası oldu, programı 1 yıl önceden dolmaya başladı, başvuran sanatçılara “seneye lütfen” denildiği zamanlar oldu. Caz Atölyeleri, Jam Session’lar, Genç Caz Konserleri, Söyleşiler, Video Gösterimleri... Ve gittikçe kalabalıklaşan konserler...
Ama bir türlü bir ana sponsorumuzu bulunamamasının sancıları... Ne diller dökmeler, ne çok kapı kapı gezmeler... Sonunda eşimizin dostumuzun, Derneğimizin katkıları ile hazırlanan bütçelerle yapılan amatör ruhlu ama profesyonel kalitede festivaller...
Ama yine de yaşasın tam bağımsızlık! Belki de bu kadar özgün, bu kadar deli ve dolu festivaller yapamayacaktık başka türlü. Ve asıl sponsor, konserleri tıka basa dolduran Ankara’mızın tüm müzisyenlerce de kanıtlanmış “kaliteli izleyicisi”. Kocaman bir alkış da sizlere.
O yıllarda bana “bir hevestir, geçer” gözüyle bakmayıp da destek olan, inanan, güvenen, maddi veya manevi destek veren herkese, Ankara için bunu yaptıklarından dolayı teşekkür ediyorum. 11 yıl hep sizin güveninize layık olmak için çalıştık. Ve tabii cazı canlı, iyi ses düzenleriyle, güzel salonlarda dinlemek ve ha bire başka şehirlere gitmemek için de!!!
Tüm festivallere katılanlara, destek olanlara, gönüllülere, müzisyenlere, kurumlara, sponsorlara, çalışanlara teşekkür ediyorum.
Sizsiz olmazdı.
Özlem Oktar Varoğlu